Ben hep kendimi sakladım.
Herkesten.
Gülüşlerim hiç gerçek değildi, mutluluklarımın gerçeklik payları eksikti.
Üzülmelerim yalandandı.
Kalbim ruhum duygusuzdu.
Hayal kırıklıklarım, içimdeki bütün canlı parçaları öldürmüştü. Son kalanlarsa acı çekiyorlardı, yalnızlık en büyük üzüntümdü.
En kötü zamanımda gelip sığınağım olmadın. Bizimkisi asla böyle bir kaçış ilişkisi olamazdı. Çünkü ben bütün bunlara rağmen toparlanıyordum, yenilik istiyordum; değişmek ve değiştirmek her şeyi.
Sen geldin. Şans. Tesadüf, veya planlanlanmış bir senaryonun gerçekleşmesi belki. Belki aşk. Belki hayat.
Ama sen.
09 Aralık, 2012
23 Kasım, 2012
Liebe ist nicht für alle da, nur für mich.
Araba, otopark, kaldırım, öpücük, kucak. Bugünün keyword leri.
22 Kasım, 2012
sen gül, ben gör duy sev
gül
sen gülünce bahar
renklerden pembe
günlerden pazar
aklım sende
sev
sen sevince güzel
bazen su bazen sel
çünkü hiç sevmeyenler
eksiktir bir yerde
gör
sen görünce ışık
sülün renkleri
mevsimlerden hep yaz
yerlerden akdeniz
duy
sen duyunca müzik
seslerden fa
çünkü duymazsan eğer
tüm şarkılar boşuna
İşte o ortaçgil şarkısı, hatırlayamayıp da beni uykusuz bırakan.
sen hep gül, ben görür, duyar, severim :)
sen gülünce bahar
renklerden pembe
günlerden pazar
aklım sende
sev
sen sevince güzel
bazen su bazen sel
çünkü hiç sevmeyenler
eksiktir bir yerde
gör
sen görünce ışık
sülün renkleri
mevsimlerden hep yaz
yerlerden akdeniz
duy
sen duyunca müzik
seslerden fa
çünkü duymazsan eğer
tüm şarkılar boşuna
İşte o ortaçgil şarkısı, hatırlayamayıp da beni uykusuz bırakan.
sen hep gül, ben görür, duyar, severim :)
13 Kasım, 2012
İş başka Aşk başka
Hem iş arkadaşım, hem aşk arkadaşım.
Aynı yolda, aynı hedeflere, el ele sımsıkı sarılarak yürümek kadar tatminkarlık verecek pek az şey vardır.
O benim hayatımın her anında, hep benimle.
İyi ki var.
Aynı yolda, aynı hedeflere, el ele sımsıkı sarılarak yürümek kadar tatminkarlık verecek pek az şey vardır.
O benim hayatımın her anında, hep benimle.
İyi ki var.
22 Ağustos, 2012
Hello World :)
Konuştum, dinlemiş
Anlattım, düşünmüş
Baktım, görmüş
İzledim, bakmış
Güldüm, düşlemiş
Gibi yaptılar..
Aslında ayrı ayrı vardıkları yerde gördüler, ayrı ayrı
büyüyen yalnızlıklarını.
Düş’tü. Alabildiğine düş dolu sonu gelmez hüzün
buharlaştırma seanslarının ardı arkasının kesilmediği zamanlardan sonra,
keşkelerin dünyasına bir meteor düştü. Yalnızlıklar, ayrılıklar, gibiler,
kayboluşlar buharlaştılar.
O gelmişti. Meteor. Sildi süpürdü herşeyi.
Ve sonra “iyi ki”lerin dünyası kaldı geriye, henüz
bilmiyorlardı ama aslında kurtarılmışlardı sonsuz keşkelerin dünyasından. Gerçek
tuhaf bir şekilde, Bukowski’nin kelimelerindeki kadar ortadaydı:
“Bir tek sen kurtarabilirsin
kendini
ve değersin
kurtarılmaya.
kolay bir savaş
değildir
ama savaşmaya
değecek bir savaş varsa budur.”
Henüz bilmiyorlardı ama, tesadüf tanrıçası gelmişti. Rüyaların
gerçek, mutlulukların daim olacağı o dünyaya doğru yol alıyorlardı farkında olmadan.
Çalar saatlerin eşlik beklemeyen melodisinin bozduğu
sessizlik parodisinin yerini, birlikte söylenen aşk şarkıları alacaktı.
Her gün, yepyeni bir gün başlayacaktı iyikilerin
dünyasında.
Gökkuşağı misali yürekler, heyecanla çarpacaktı.
Adımlar birbiri ardına güvenle atılacaktı.
Dökülen kızılımsı, sararan yaprakların baharı, sonbahar,
herkesin hüzün dediği sonbahar, birlikte yaşanacaktı, rüzgarın uçuşturduğu
saçların, başlara yastık olan omuzların, yüreğin atışının, yüreğin sımsıcak
ateşinin eşliğinde geçecekti.
Mevsimler birbirine karışacaktı, tenlerin, nefeslerin,
dudakların ardından.
Onlar şanslıydı, onlar tesadüflere inanmışlardı.
Onlar aşkın gittiği dünyadan, aşka doğru gitmişlerdi.
Onlar bir gün mağlup olacakları hayatı mağlup
edeceklerdi.
Onlar aslında onlar değildi. Onlar di’li geçmiş zamanda kalmayacaklardı, onlar aslında uzakta değillerdi, onlar burada yanıbaşındaydı.
Hemen yanıbaşımdaydı meleğim.
Kurtulmuştum.
P.s. Bu da kanıtı :)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)